( Europen Foulbrood )

AVRUPA YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ

Avrupa Yavru Çürüklüğü (Av.Y.Ç.) , bir çok arıcı tarafından önemsiz olarak görülen ve dünyanın bir çok bölgesinde yaygın olarak bulunan bakteriyel bir yavru hastalığıdır. Tabiatta mevsimsel olarak oluşur. Özellikle polen toplamanın yoğun olduğu dönemde arılar hastalığa daha duyarlı olmaktadırlar.

İlk defa kolonide larvaların uygun olmayan gıda tüketimi sonucu hasta olduklarına inanılarak yaklaşık 1771’de tanımlanmıştır. Ancak 1885 yılında hasta larvalardan Bacillus alvei’nin izole edilmesi sonucu bu bakterinin hastalığın etkeni olduğu bildirilmiştir. 1920’de ise hastalık etkeninin Bacillus pluton olduğu açıklanmış, 1956 yılında ise Bacillus pluton Streptococcus pluton olarak adlandırılmıştır. Günümüzde ise asıl hastalık etkeni olarak Streptococcus pluton görülmektedir. Buna sekonder olarak bazı diğer mikroorganizmalar eşlik etmektedirler. Bunlar Streptococcus faecalis, Bacillus alvei, Bacillus lateresporus, Bacillus subtilis, Bacillus cereus, Bacillus orpheus ve Bacillus eurydice ‘dir. Ancak bu mikroorganizmalar fırsatçı ( oportünüs ) bakterilerdir

Bulaşma : Kovanların zayıf ve kötü kışlatılması, ilkbaharda soğuk ve nemli havaların uzun süre devam etmesi, yetersiz beslenme, stres ve nektar akımının geç başlaması sonunda hastalık belirtileri görülür. Enfeksiyon, larvaların beslenmesi sırasında işçi arılar tarafından bulaşık besinlerle ağız yoluyla bulaştırılmaktadır. Portör durumda bulunan işçi arılar bu hastalığa dirençlidirler. Etkenler, 2-3 günlük olan larvaların mide ve orta barsağına yerleşir ve hızla çoğalırlar. Bakteri, larvanın gıdasını ve bağırsak içeriğini hızla tükettiğinden larvanın pupa dönemine çok zayıf girmesine veya girdikten sonra ölmesine neden olur. Hasta larvaların ölümü, Bacterium eurydice’nin de yardımı ile hızlanır. Larva, pupa dönemine geçtikten sona hastalık etkeni barsaktan dışkı ile petek gözünün içerisine atılır. Petek gözünün içerisindeki bu atıklar işçi arılar tarafından temizlik esnasında alınır ve dışarıya atılırlar. Ancak bu esnada diğer larvalara da hastalığı bulaştırırlar. Bakteriler kış boyunca gömeçlerin kenarlarında, duvarlarında, dışkıda ve kovan dibindeki döküntülerde bulunur. Hastalığın kovandan kovana ve bir arılıktan diğer arılığa bulaşması, kovan nakilleri, zayıf kolonilerin birleştirilmesi, koloniler arasında yavrulu çerçeve değişimi, işçi arıların kovanı şaşırması, kaynağı belli olmayan ballarla arıların beslenmesi, kovanda bulunan bazı böcekler, yağmacılık ve oğul verme ile olmaktadır.

Hastalığın semptomları : Av.Y.Ç. oldukça sık görülen bir hastalıktır. Ancak çoğu yerde enfeksiyonun seviyesi düşük seyrettiği ve kuvvetli koloniler, hastalıkla kendi kendine başa çıktığı için arıcıların gözünden kaçmaktadır. Hastalığa yakalanmış kovanlarda canlı, istekli çalışan işçi arılarda aşırı bir hassasiyet, tedirginlik, isteksizlik ve tembellik göze çarpar. Ölü larvaların rengi değişir, donuk beyazdan önce sarı sonra kahverengi ve sonra da siyaha dönüşür. Larvalar genellikle kangal ( C harfi ) formundayken ölürler. Ölen larvalar sulu, yumuşak bir görünüştedirler sonraları ise hamur kıvamını alırlar. Çürüyen larvada pek az bir yapışma ve nadiren uzama görülür. Bu uzama ancak Bacillus alvei ile sekonder bir enfeksiyon varsa oluşur. İşçi arılar kurumuş gözleri kolayca temizleyebilirler. Kovan kapağı açıldığında ekşi bira mayası veya kokuşmuş et kokusu hissedilir. Buna saprofitlerin devreye girmeleri neden olur. Streptococcus faecalis’den ileri gelen enfeksiyonlarda ise tipik bir asetik asit kokusu vardır. Petekteki yavrulu alanlar muntazam değildir. Larvaların ölümü, Amerikan yavru çürüklüğünden farklı olarak genellikle ( % 90 ) sırlanmamış gözlerde ve petek gözü kapaklarının kapatılmasından üç gün önce meydana gelir. Sağlıklı hücreler dışbükey iken ( Konveks ), hastalıklı yavruların bulundukları gözler içbükey ( Konkav ) ve hücrelerin kapakla deliktir. Hastalık daha çok dış çerçevelerde görülür, iç peteklerde ise pek görülmez. Genellikle ilkbahar ve yaz aylarında kolonilerde yavru üretiminin yoğun olduğu dönemlerde meydana gelir. Bu hastalık işçi, erkek ve ana arı larvalarında aynı derecede tahribat yapar.

Teşhis : Amerikan yavru çürüklüğünde olduğu gibi numune alınır ve aynı şekilde froti hazırlanıp fuksinle boyanır. Hasta larvalardan yapılan sürme preparatların çini mürekkebi ile boyanarak mikroskopta muayenesinde, tipik kok zincirleri ve Bacillus alvei teşhis edilebilir. Ayrıca, kültürleri yapılarak da teşhis kuvvetlendirilebilir. Yine Holst süt Testi’de hastalığın teşhisinde rahatlıkla kullanılabilecek testlerdendir.

Tedavi : Teşhis için alınan numuneden antibiyoğram yapılarak etkili bir antibiyotik tedavisi yapılmalıdır. Bazı ülkelerde, bu hastalık ile bulaşık kovanlar ve arılar yakılmaktadır. Genellikle tedavi amacıyla Neo-terramisin, Streptomisin, Eritromisin, Terramisin gibi antibiyotikler kullanılmaktadır. Kullanılacak ilaçlar toz veya şurup halinde 4-5 gün ara ile 3 defa uygulanır. Şurupların hazırlanması ve verilmesi Amerikan ve Avrupa yavru çürüklünde aynıdır. İlaçlar yazın veya sonbaharda verilir. Oksitetrasiklin + Vitamin kombinasyonu hem hastalığın önlenmesi hem de tedavi amacıyla kullanılabilir. Hastalıkta erken teşhis ve uygun bir tedavi ile başarılı olmak mümkündür.

Korunma : Hastalığın yayılmasını önlemek için alınması gerekli önlemler şunlardır.

 

Ömer AKMAZ
Uzm.Vet.Hekim