ANTHRAX

( SPLENIC FEVER, MILZBRAND, CHARBON)

Hastalığın Tanımı :

Anthrax septisemik özellikle, akut, infeksiyöz bir hastalıktır. İnfeksiyon vücut ısısının yükselmesi, dalağın şişmesi, kanın katran gibi koyu renk alması ve pıhtılaşmaması, deri altı ve subseröz sero-hemorajik infiltrasyonların oluşması ile karekterize, daha çok ot yiyen hayvanlarda görülen, öldürücü bir hastalıktır. İnfeksiyon zoonoz bir özellik gösterir.

Tarihçe :

Hastalık çok eski çağlardan beri bilinmektedir. Hastalığın bulaşıcı karakterde olduğu ilk kez Eilert (1836) tarafından bildirilmiş, ilk olarak Davaine ve Rayer (1850) hastalığın bir mikrop tarafından yapıldığını saptamıştır. Robert Koch (1876) ilk kez etkeni kültüre etmeyi yani yapay ortamda üretmeği başarmıştır. Türkiye’de de Sezginer (1923), Tahsin ve Cemil (1928), Aygün (1932-1945) hastalık ile ilgili çok değerli çalışmalar yapan ilk araştırmacılardır.

Etiyoloji :

Hastalık etkeni “Endospor oluşturan gram pozitif çomaklar ve koklar” grubundan Bacillus anthracis’tir. 1-2x3-8 mikrometre boyutlarında aerobik veya fakültatif, gram pozitif, hareketsiz, sporlu ve kapsüllü bir mikroorganizmadır. Basilin yan kenarı bir birine paralel ve uçları köşelidir. Bakterinin dayanıklı formu olan sporlanma aerobik koşullarda olur. Sporlar yuvarlak veya oval yapıda olup, fiziksel ve kimyasal etkenler karşı çok dirençlidirler. Sporlar doğada 50-60 yıl süreyle canlı ve bulaşıcı kaldığı bilinmektedir. Anthrax’tan ölen hayvanların vücutları açılmadıkça spor oluşmaz. Sporlar Ziell-Neesen veya spor boyama yöntemleri ile boyanabilir. Anthrax’tan ölen hayvanların vücudunda spor oluşmaz, ancak hayvana otopsi yapılırsa veya ölümden sonra tabi deliklerden (ağız,burun,anüs,vulva) gelen kanın hava ile temasında basiller, spor verirler. Basilin vegatatif formunun etrafında bulunan kapsül genellikle vücut içinde (in vivo) ve özel koşullar altında (%10-30 CO2 ve serumlu ortamlarda) in vitro olarak meydana gelir. Bu kapsül, mikrobu vücut savunma hücreleri tarafından yok edilmekten korur.

Ölen hayvanların organlarından yapılan boyalı preperatlarda tek tek veya 2-8 basillik zincirler şeklindedir. Buna karşın katı ve sıvı kültürlerde birbirlerine paralal flamentler saç görünümündedir. B.anthracis’in vegetatif formu spor formu gibi dayanıklı değildir. Açılmamış kadavralarda 3-6 gün içinde tahrip olur. Dezenfektanlara karşı dirençsizdir. 55-58OC’de 10-15 dakikada ölür. Buna karşın spor formu fiziksel ve kimyasal etkenlere karşı çok dirençlidir. Nemli ısıda 121O C’de 15 dakika ve kuru ısıda 160O C’de 60 dakika inaktif hale gelir. Merküri klorid (1/1000) 5 ve formol (%10) 15 dakikada sporları öldürür.

Bacillus anthracis’in hastalık yapma gücü kendi DNA’sı dışında bulunan iki küçük plazmid DNA’sından kaynaklanır. Bunlarda pOX1 etkene ait toxinlerin pOX2 kapsülün oluşumundan sorumludur. Bu DNA’ların uzaklaştığı bakteriler hastalık yapma gücünü kaybetmekte, yalnızca bağışıklık sağlanmaktadır.

Epizootiyoloji :

Doğal koşullar altında soğuk kanlı hayvanlar hariç, bütün sıcak kanlı hayvanlar ve insanlar infeksiyona yakalanabilirler. Hastalık en fazla sığır, koyun, keçi, manda, deve, geyiklerde, daha az olarak da domuz at ve karnivorlarda görülür. Kanatlılar deneysel olarak hastalanabilirler. Bazı hayvan ırklarının, anthrax’a karşı özel bir dirençliliği vardır. Örneğin; Cezayir koyunları deneysel hastalandırmalara karşı dayanıklıdırlar. Genç hayvanlar, ergin ve yaşlılardan daha duyarlıdır. Açlık, yorgunluk, uzun yolculuk, fazla sıcak ve soğuk, iyi beslenememe, fena bakım, şap hastalığı, iç parazitler ve diğer stres ve peridispoze edici faktörler hastalığın çıkış ve yayılışına büyük ölçüde yardımcı olurlar. Hastalık sıcak, rutubetli ve bataklıklı bölgelerde diğer yerlerden daha fazla görülür. B.athracis’in sporları toprakta, sularda ve merada otlar üzerinde uzun yıllar canlı kalır (50-60 yıl) ve bu yerler infeksiyon kaynağı olarak görev yaparlar. Ölen hayvanların insanlar tarafından veya meralarda bırakılarak yırtıcı kuşlar ve hayvanlar tarafından parçalanması, kuşlar yağmur ve sel sularıyla uzaklara diğer meralara ve topraklara nakledilmesine ve buraların bulaşmasına sebep olur (mera salgınları). Açılmayan kadavrada vegetatif basiller kısa bir süre içinde pütrefekasyon sonu ölürler. Bu nedenle kadavralar açılmadan 2 metre kadar derine gömülürler.

Hastalığa yakalanan hayvanlar ölümden 1-2 gün önce sütleriyle, gaita ve idrarlarıyla basil çıkarırlar. İyileşenlerin sütleriyle de kısa bir süre etken saçılabilir. Ölenlerin doğal deliklerinden (ağız, burun, anüs, vulva) gelen kanlarla, açılan veya parçalanan et ve kanlarında bulunan ve dışarı çıkan mikroplar kısa bir süre sonra sporlanırlar. Buradan çeşitli vasıtalarla su, yem, gıdalarla, toz ve toprakla havaya, ahırdaki tımar takımları, malzeme, operasyon malzemesi, eller, havlular, v.s. gerek vegetatif basile ve gerekse sporlarla kontamine olurlar. Kan emici ve sokucu sinek ve artropodlar anthrax mikrolarını taşıyabilir ve bulaştırabilirler. Ayrıca kemik unları, post, kıllar, yün, yapağı, deri, kontamine çeşitli protein konsantreleri, silaj yemleri v.s. bulaşmada çok önemli role sahiptrler.

 

Bulaşma 3 yolla olmaktadır.

Sindirim sistemi ile : Su, yem, ot, kemik unu, gıdalara v.s. bulaşan vegetatif basil ve sporlar, ağız içinde, dil-yutakta bulunan yaralar ve çiziklerden içeri girerek hastalık oluşturabilirler. Gıdalarla sindirim sistemine ulaşan mikroplar eğer buralarda çeşitli sebeplerden ileri gelen (gıda, parazit, infeksiyon v.s.) çizik lezyon, ülser portantre varsa infeksiyon daha kolayca meydana gelir.

Solunum yolu (inhalasyon ile) : Hayvanlarda nadiren görülen bu yolla infeksiyona insanlarda sıkça rastlanır. Hayvanlar daha ziyade topraktaki sporları solunumla almaları sonu infekte olurlar. İnsanlar ise post, kıl yapağı, yünde bulunan sporları alırlar.

Deri yolu ile : Bu yolla infeksiyon deride oluşan çeşitli portantrelerden (ısırma, kırpma, operasyon, kan alma injeksiyon, çizik, sıyrık v.s.) mikrobun girmesi ile olur. İnsanlar ise kontamine et ve kanla temasta hastalığı alırlar. Kan emici ve sokucu sinekler de bu yolla infeksiyonu bulaştırabilirler.

Patogenesis :

Gıda ve sularla sindirim sistemine ulaşan sporlar vegetatif hale geçerler ve submukozaya ulaşırlar. Fagositler tarafından mikroplar lokal lenf yumrularına taşınırlar ve sonrada kan dolaşımına geçerler. Hem kanda ürer ve hemde kan yolu ile bütün vücuda yayılırlar (septisemi). Eğer sporlar ağızdaki ve yutaktaki lezyonlardan içeri girerse tonsillerde ürer ve buradan lenf yumrularına ulaşırlar.

Damarların içinde üreyen ve buralarda biriken mikropların damar cidarını zedelemesi kanın dışarı sızmasına yol açar. Böylece hemorajik odaklar ve ödemler meydana gelir. Domuzlarda, infeksiyon sindirim sisteminin üst kısmında (faringeal bölgede) lokalize olur.

Semptomlar :

İnkubasyon periyodu hayvan türü, direnci, mikroorganizmanın miktarı, virulensi ve giriş yoluna göre değişmek üzere 1-4- gün arasındadır. Koyunlar çok fazla athrax sporları içeren gıda ile beslenirse 2-3- gün içinde infeksiyo sonu ölebilirler. Halbuki normsl koşullarda çok sayıda spor alınamıyacağı gibi, sporların çok azı barsaklara ulaşır. Bu nedenle de inkubasyon periyodu daha uzun olur.

Anthrax, hayvanlarda perakut, akut,ve subakut bir seyir izler. Perakut formlarda, serebral hemorajiler sonu opopleksi tablosu ve hayvanlarda sendeleme, solunum güçlüğü, ayakta duramama, titreme, halsizlik, konvulsiyon görülür ve yere düşerek kısa bir süre içinde ölürler. Ölümden önce ve sonra ağız, burun ve anüsden kanlı bir akıntı gelir. Akut ve subakut formlarda, vücut ısısında artma (40-420C) vardır ve bir süre aynı düzeyi muhafaza ettikten sonra aniden düşer ve hayvanlar (3-4 gün içinde) ölürler. Olguların çoğunda sinirlilik, huzursuzluk, iştahsızlık, deprasyon, asfeksi tablosu, önceleri kabızlık sonraları kanlı diare, koyu kırmızı ve kanlı idrar, boğaz altında ve vücudun diğer kısımlarında ödemler, nekrozlar, deride püstüller, süt veriminde azalma, gebelerde yavru atmalar, eritrosit sayısında azalma ve şekillerinde bozukluk görülür. Yukarıda belirtilen semptomların hepsi genellikle bir hayvanda bulunmaz.

 

 

 

Sığılarda : Bu hayvanlarda klinik tablo daha az belirgindir. Vücut ısıları yükselmesine rağmen çalışabilir ve yem yiyebilir. Akut ve subakut tarzda görülen hastalığın seyri sırasında, hayvanlarda titreme, tüylerde düzensizlik ve karışıklık, karında sancı hissi, ruminasyonda durma, süt veriminde azalma, sütün renginde sararma ve bazen kanlı görünüm, ölümden hemen önce ve genellikle sonra doğal deliklerden kan gelmesi, hematüria, boyun, göğüs, yanlar, lumbal bölge, genital organlar civarında ödemlerin oluşumu ekseriye görülen semptomlar arasındadır. Boyun bölgesinde, farinksin ve glottisin yangılanması sonu meydana gelen ödemler, solunum güçlüğüne ve sesde değişikliklere yol açabilir. Bazı olgularda da ağız içi mukozasında ve dilde içinde kanlı bir sıvı bulunan vesiküller görülebilir. Mukoza siyonotik bir görünümde olup, ağızdan kanlı-köpüklü bir salya akar. Gebe hayvanlarda bazıları yavru atabilirker. Hastalık genellikle 3-6 gün içinde ölümle son bulur. Bazen daha uzun sürer.

Sığrlarda akciğer ve deri anthraxı nadirdir.

Koyun ve keçi :

İnfeksiyon bu hayvanlarda perakut ve akut bir seyir izleyerek kısa sürede ölümle son bulur. Klinik belirtiler,genellikle infeksiyonu tanımlayacak açıklıkta ve yeterlilikte değildir. En fazla titreme, sersemlik, solunum güçlüğü,diş gıcırdatma,kan işleme ve ölümden hemen önce ve sonra doğal deliklerden kan gelmesi gibi klinik bulgulara rastlanır

Koyunlarda akciğer ve deri anthraxı nadirdir.

Atlarda:

Hastalık atlarda akut bir seyir izler ve sancı tablosu ile belirir. Hayvanlarda boyun, göğüs, omuz, farengeal ve genital bölgelerde ödemler solunum ve yutma güçlüğü, siyanozis, ateş, depresyon, bazen topallık bulunur. Ölümler 3-8 gün içinde meydana gelir.

Köpek-kedide:

İnfeksiyon bu hayvanlarda farangitis ve gastro-enteritis tablosu gösterir. Bazen dil ve dudaklarda yangısal reaksiyonlar bulunabilir.

İnsanlarda:

Anthrax insanlarda,mikrobun alınış yoluna göre daha ziyade akciğerlerde (yün, tüy, post, yaprağı, deri işlerinde uğraşanlarda) ve deride (Deri, et ve kanla uğraşanlarda, kasaplarda) görülebilir. İnfekte etlerin yenmesiyle barsak anthraxı oluşabilir. Deri şarbonu (malignant püstül) genellikle septisemi yapmamasına karşın akciğer ve barsak anthraxı septisemi oluşturabilir.

Anthrax’tan ölen hayvanların kadavralarında çok çabuk bir putrefekasyon görülür. Buna karşılık rigor mortis tam değil veya yoktur. Doğal deliklerden siyah renkte kan gelir ve pıhtılaşmaz. Rektumda mukoza üzerinde hemorojiler vardır. Mukozalarda siyonozi bir renk göze çarpar. Vücudun çeşitli bölgelerinde ödemler bulunur. Bu ödemlere şırınga ile girilerek alınan sıvıdan preparatlar yaparak B anthracis’in vegetatif ve kapsüllü formlarına rastlanabilir.

Hayvanın derisi yüzüldüğünde, deri altı damarlar dolgun olup kadavrada bir septisemi tablosu görülür. Ödemlerin bulunduğu yerde serohemorjik infiltrasyon göze çarpar.

Dalakta akut bir şişme (normalden 4-5 misli) kapsulası gergin ve üzerinde kan oturmaları vardır. Kesit yüzü koyu renkte (kömür gibi) içinde katran gibi bir kan sızar. Karaciğer ve böbreklerde şişme ve parankimatöz dejenarasyonlara rastlanır. Barsak mukozası parlak kırmızı renkte olup şişmiştir ve üzerinde hemorojik odaklar vardır. Peyer plakları kalınlaşmış ve barsak içine doğru çıkıntılar yapmıştır. Bronş trachea ve larinks hiperemik şişmiş ve üzerinde hemorajik odaklar vardır. Vücut boşluklarında kanlı bir eksudat vardır.

Domuzlarda patolojik bozukluklar genellikle farengeal bir eksudat bulunur. Deri altında kanlı-seröz bir infiltrasyon bulunur. Mukoza şişmiş ve retroferangeal lenf yumruları büyümüştür.

Hastalığın prognozu, perakut durumlarda kötüdür ve genellikle ölümle son bulur. Deri infeksiyonlarında iyileşme meydana gelebilir. 

 

Teşhis :

Klinik teşhis : Perakut seyreden olgularda çok az ve yetersiz klinik belirtiler nedeniyle infeksiyonu tanımlamak güçtür. Ani ölümler spesifik semptomlşarın oluşmasına zaman bırakmaz. Akut olaylarda görülen ödemlerin bir çok hastalıklarda da bulunması nedeniyle infeksiyonu belirlemeye yetersizdir. Sığırlarda yanıkara ve diğer Clostridial infeksiyonlarla (basillaer hemoglobinuria), pastörellosis, leptospirosis, piroplasmosis; koyunlarda bradzot, gastroenterit, piroplasmosis, leptospirosis; atlarda sancı, gastro enterit, invaginasyon, obstroksiyon; domuzlarda da pastörellosis’den ileri gelen faringitis ile karışabilir. Perakut olaylarda güneş çarpması, akciğerlerin akut ödemi ve hiperemisi, konjestiyonlar, kurşun zehirlenmesi, hipomagnesemik tetani ile benzerlik gösterir.

Otopsi bulguları: Ölen hayvanların otopsisinin yapılmaması gerekir. Çünkü ölen hayvanlar açıldığı takdirde hava ile temas eden basiller spor formuna dönüşerek çevreyi bulaştırabilirler. Rigor mortisin olmaması, çabuk putrifikasyon, vücuttaki ödemler ve hemorajiler, dalağın büyümesi, kesit yüzünün koyu renkte olması ve pıhtılaşmayan kan sızması, vücut kanının pıhtılaşmaması ve koyu renkte oluşu, anthrax’tan şüphelendirir. Ancak bulgular bir çok infeksiyonla karışabilir. Pastörellosis’de vücudun çeşitli yerlerinde ödemler, barsaklarda kanlı bir içerik, sidik kesesinde kanlı bir idrar vardır. Fakat bu hastalıkta otopside dalakta akut bir şişme olmadığı gibi kanın rengi kırmızı ve pıhtılaşır. İdrarda hemoglubinüri’ye rastlanır. Piroplasmosis’de dalak büyümüş olmasına karşın kesit yüzü, kırmızı renkte olup kan pıhtılaşır. İdrarla genellikle hemoglubin çıkar. Leptospirosis’de kan işeme tablosu ve ödemler anthraxa benzerlik gösterir. Basiller hemoglubinnuriada idrtarda hemoglubin çıkar. Fakat diğer otopsi tablosu anthraxa benzemez. Yanıkarada ödemler krepiton özellikte ve soğuktur.

Laboratuvar muayeneleri: Anthrax şüphesi ile ölen hayvanların dalak, ilikli kemik, kulak parçası ve diğer organlardan parçalar, ödem sıvıları, v.s. Laboratuvara muayene için göderilir.

Laboratuvara gönderilen tüm örnekler taze olmalıdır. Açılmamış kadavralarda putrifikasyon etkenlerinden dolayı anthrax etkenini izole etmek zordur. Çünkü etkenin vücut içinde olmadığı gibi CO2 konsantrasyonuna da uzun süre dayanamamaz. Anthrax’tan ölen hayvanların kanı pıhtılaşmadığı için aseptik koşullar altında alınan kanda bakteriyolojik muayene için laboratuvara gönderilebilir.

Hastalığın tanısı laboratuvar yötemleri ile kolaylıkla gerçekleştirilebilir. Tanı için mikroskopik muayenede kandan yapılan preperatların gimsa ile yapılan muayenelerinde kasüllü etken görülebelir. Ayrıca diğer boyama yöntemleri de fikir verebilir. Kültür için besiyerine ekim yapılır. Üreyen bakteri kolonilerinden boyamalar, mikroskobi ve biyokimyasal testler yapılır.

Hastalıkla Mücadele :

Tedavi : Kıymetli damızlık hayvanlar, kedi, köpek, v.s. gibi evde beslenenler sağıltılmalıdır. Ancak perakut olgularda gecikilmiş olma nedeniyle başarı oranı çok olmamasına karşın insan, kedi, köpek ve domuz gibi hayvanlarda infeksiyon daha ziyade kronik ve lokal bir karakter göstermesi nedeniyle sağıtım başarılı sonuç vermektedir. Koyun ve keçilerde hastalık perakut bir seyir sonu ölümle son bulur. Bu nedenle bu hayvanlar sağıtılmazlar.

Sağaltım amacıyla penisillin (5 milyon ünite/günlük doz ve 2 defa) ve streptomisin (8-10 gr) günlük, 2 doz halinde intramuskuler olarak verilir. Oksitetrasiklin (4mg/kg vücut ağırlığı veya ilk günler günde 2 gr. Sonraları 1gr. 3-4 gün süre ile) parenteral şırınga edilir. Daha etkili olması için procain penisilin streptomisin kombinasyonu 12 saat aralıkla tekrar edilir.

Hayvanlara antibiyotik verilirken, bir taraftan da anri serumlar, günde 100-250 ml. Damar içi her gün ve 5 gün süre ile şırınga edilir. Ayrıca hayvana vitamin, mineral madde, diüretik ve kalp takviye ediciler de verilir.

  

Korunma : Hastalığın meradan alındığı veya bulaştığı durumlarda (mera infeksiyonu) şüpheli ve tehlikeli meralar duyarlı hayvanlar kapatılır ve hayvanlar uzak tutulur. Eğer ot ve samanlardan şüpheleniliyorsa, bunlar da yakılarak imha edilir. Merada bataklıklar varsa (varsa) kurutulur veya sular drenajla akıtılarak kurutulmaya çalışılır. Ölen hayvanlar açıkta bırakılmaz, 2m. Derinliğe gömülür. Ancak, hayvan mezarları meraya yakın olmamalıdır. Açıkta kalan hayvanlar veya ölümüne yakın kesilen hayvanlar infeksiyon kaynağı olmaları bakımından önem taşırlar. Hasta ve ölen hayvanlar, çeşitli sekret ve ekstretleriyle merayı kontamine ederler. Mikroplar otlar üzerine yapışarak meranın bulaşık hale gelmesine ve her sene buradan kaynağını alan tehlikeli infeksiyonlara neden olurlar. Merada hastalığın çıktığı durumlarda hastalar hemen ayrılır ve ayrı bir bakıcının ilgisine bırakılır. Sağlamlar daha yüksek ve kuru yerlere nakledilir ve aşılanırlar. Eğer infeksiyon ahırda çıkmışsa, hemen hastalar ayrılır ve gerekirse tedaviye alınır, sağlamlara aşı uygulanır. Ahırda bulunan bütün malzemeler, yemlik, suluk ve ahır en etkili kimyasal maddelerle dezenfeksiyona tabi tutulur. Ölen hayvanlar açılmadan ve derisi yüzülmeden üzeri kireç döküldükten sonra derince gümülür veya mazot, benzin v.s. dökülerek yakılır, nakledilmesi gereken hayvanların doğal delikleri pamukla kapatılır. Ahırda sinek mücadelesi yapılır. Eğer infeksiyon kaynağı dışarıdan getirilen yem maddeleri, ot, saman, vs’den almışsa ve bu tesbit edilmişse, bu maddeler ya buharla sterilize edilir veya en iyisi yok edilirler.

Ahırlar ve malzemenin dezenfeksiyonu için %0,1 süblime, %5 asitfenik, %5 kresol, %5 kreolin veya diğer etkili dezenfektanlardan yararlanılır. Yün, post, yapağı, vs. otoklavda sterilize edilir.

Anthrax infeksiyonu bildirimi zorunlu hastalıklardan birisidir. Hastalık çıkması durumunda 3285 sayılı “Hayvan sağlığı ve zabıtası Yönetmenliği” gereğince işlem yapılır.